NEREDEN NEREYE

 

Bir STC-16 Sahibi Olmak Gençlik Hayalimdi

1973, 15 yaşında gençliğe adım atma yıllarından biri. Her genç gibi benim de otomobil merakıyla sarmalanmaya başladığım dönem.

Eskişehir’deki komşu apartmanda koltuk döşemeciliği yapan ve benden de  5-6 yaş büyük Ahmet Fidan bir STC-16 satın aldı. Parlak sarı rengi, uzun burnu, düşük profili ve spor koltuklarıyla müthişti. Bir de 1600cc motoruyla Eskişehir’in caddelerinde hava atmak ayrıcalığını beraber yaşardık.

Tıp eğitimi, mecburi hizmet, cerrahi ihtisası, tekrar mecburi hizmet, evlilik, çocuk telaşı derken seneler su gibi geçti. Ama STC-16 hayali hep sürdü.

 

İlk Karşılaşma

Ankara’ya yerleştikten seneler sonra sanayi çarşısının mezbeleliği içinde bir STC-16 kupası gördüm. Fiber aksamı sağlam ancak başka hiçbir parçası üzerinde yoktu. Eski hastam ve dostum bobinajcı Metin Eroğlu ile bu aracı hayata döndürmeyi konuştuk. Ancak aracın sahibi belli değildi. Sanayi çarşısına her gidişimde bu konu tekrar gündeme geldi ama proje fikir aşamasında iken o kupanın bir hafta sonu yok olması ile kapandı.

 

Hayalin Tekrar Canlanması

Klasik otomobil restorasyonu çalışmalarını eski bir otomobil yarışçısı olan ağabeyim Demir Berberoğlu ile yakından izlemekteydim. Kendisinin restore ettiği iki jaguar, birer tane  BMW2002, Renault 5 Turbo ve Ford Escort MK-I gözlerimin önünde hayat buldular.

İşte tam bu dönemde, tavanı kesilerek “convertible cabriole” haline getirilmiş, kaportası tamamen deforme edilmiş bir STC-16 buldum. Araç üzerindeki eksikliklerin ötesinde nerede ise hiçbir parçası orijinal değildi. Bu aracın fotoğraflarını Ağabeyim Demir Berberoğlu’na gönderdim. Bu kupa ile yola çıkılamaz, bir-iki gün bekle dedi. Işık Önal’ı aramış ve sevgili Ekrem Vardar’ın elinde bir STC-16 kupası olduğunu öğrenmiş, aradı ve “Ankara’ya geliyorum” dedi. Hayal gerçek olacaktı.

 

Restorasyon süreci

Bu restorasyonun başında “aslına uygun” kararı verildi. Bu nedenle bu süreçte her şey ya orijinal olacak ya da orijinale birebir uyacak taklitler olacaktı. Bunun zor bir süreç olduğunu biliyorduk. Birçok bilgi eksikti. Orijinalinin renk dağılımı bile tam bilinemiyordu. Ancak süreç başlamıştı bile. Bu amaçla İstanbul’a gibip Rahmi Koç Müzesinde Ahmet Öngün’ün aracını inceledim, resimledim.. Daha sonra Ali Ersin’in STC’sinin fotoğraflarını aldım. Diş Hekimi Özcan Tingöy’ün hemen hemen tamamen orijinal arabasının fotoğraflarını çektim. Toplanan bilgiler bu süreçte yardımcı olacaktı.

 

Convertible Cabriole STC’nin şasisi ile mekanik aksamı, sağlam kupa ve elde edilen diğer parçalar hep birlikte bir kamyona yüklenip Eskişehir’e transfer edildi. Tüm malzemeler sanayi çarşısında bu amaçla kullanılan atölyeye indirildi. Tüm parçalar sökülerek sınıflandırıldı. Eksik listesi çıkarıldı. Şasi ve mekanik parçalar tek tek temizlendi.

Kırık olan bagaj kapağı uzun aramalardan sonra Balıkesir’de bulunup getirildi.

Bu esnada mekanikçi Ali İhsan Kıvrak, alt mekanik üzerindeki hazırlıklarını bitirdi ve kupa şasi üzerine konuldu. Fiberci Gökmen usta tarafından eksikleri, kırıkları ve zayıf yerleri gözden geçirilen kupa detaylı tamirat, güçlendirme ve restorasyona tabi tutuldu.

Mehmet Zeytin usta, aracın her tarafına macun çekip hassas bir şekilde zımparalayarak boyaya hazırladı. Boya için kullanılacak renk Ford Signal Yellow olduğu biliniyordu ancak bu rengin modern kataloglardaki karşılığını kupa üzerindeki orijinal boyadan alınan bir parçadan hareketle bulduk. Akzo Skala’daki FEU1022-KL kodlu boya birebir tutuyordu. Araç boyandı ve üst mekanik aksam yerleştirildikten sonra temiz bir atölyeye alındı. Motor üzerinde planlanan değişikliklerin daha sonra yapılmasına, şimdilik orijinal halde kalmasına karar verildi. Ancak elektronik ateşleme ve gaz sistemi sökülerek orijinal haline getirildi.

Elektrik aksamını Suat Kaydı ve aksesuarların montajını Mustafa Demiral tamamladılar. Bu süreçte eksik olan stop ve sinyal lambaları aslına sadık kalınarak duylarıyla birlikte Haldun Ayçiçek tarafından imal edildi. Radyatör ızgara paneli bir başka Anadol modelinden modifiye edilerek aslına uygun görünüme getirildi. Far etrafındaki çerçeveleri Ford Transit minibüslerin yedek parçalarından keserek yaptık. Ancak daha sonra estetik nedenle takmamaya karar verdik.

Arızalı olan benzin depo şamandırası sevgili kardeşim Nuri Sertoğlu’nun hediyesidir. Arka cam ve tampon lastiklerini ağabeyimin kadim dostu Ali Ersin temin etti. Arka yanlarda bulunan sahte hava panjurlarını İstanbul’da bir hurdalıkta gezerken tamamen tesadüf eseri buldum. Ön camı yıkamak için kullanılan ayak pompasını aylarca aradıktan sonra Taksim’deki parçacılardan birisi aracılığıyla bulduk. Su haznesi ve bağlantı aperatı Gerede’de bir parçacıda bulunabildi.

Koltuklar için başvurmadığımız hurdacı kalmadı.

Tam bir kabus içindeyken Ümraniye’deki Osman Ersoy atölyesinin arkasındaki bir hurdacıdan bir çift STC-16 koltuğuyla çıkageldi. Dünyalar benim olmuştu.

Orijinal direksiyon uzun süre aranmasına rağmen bulunamıyor, otomobilin neredeyse tamamı bitmesine rağmen büyük eksik can sıkıyordu. Ben neredeyse tüm Türkiye’deki hurdacılara fotoğrafını gönderdim ama tık yoktu. Bir gün Ağabeyimden bir telefon geldi. Bir hurdacıda tavana asılı duran direksiyonların arasında görmüş tesadüf eseri olarak. Bir diğer ilginç tesadüf de yaklaşık iki gün sonra Ankara İvedik hurdalığında ikinci bir orijinal direksiyon bulmamız oldu. Bu ikinci direksiyon ikinci proje için saklanıyor.

İç döşemesi için Ankara’ya transfer edilecek araca plastik bir bahçe sandalyesinin ayakları kesilerek monte edildi. Yağmurlu bir gecede çok zor şartlar altında maceralı bir yolculukla geldiğimiz Ankara’daki Şaşmaz oto sanayisindeki Birol Demircan ustaya araç teslim edildi. İç döşeme ve koltuklar neredeyse orijinalinden daha güzel bir şekilde hazırlanıp monte edildi. Atila Argat’ın temin ettiği arka yazıları Ankara’da pirinç düküm üzerine nikelaj yaptırıp arabaya taktık. Bu kopyalardan STC restorasyonu yapanlara ücretsiz gönderiyorum.  

 

 

Bir Kızımız Oldu

Eşim Merih, ben ve oğlum Mert, STC’miz evin önüne geldiğinde çok sevinçliydik. Mert itiraz etse de eşim ve ben STC’ye artık kızımız gözüyle bakıyorduk. Eşimle hafta sonları geziyor, zaman zaman çıkan basit teknik problemlerle ilgilenmek nostalji duygumu artırıyordu. Hep temiz ve bakımlıydı.

 

ODTÜ Günleri

Oğlum Mert ODTÜ Çevre Mühendisliğini bir yıl önce kazanmış ancak ehliyetini yeni almıştı. O bahar, ve bütün yaz STC’siyle okula gitti, gezdi zevkini çıkardı. Genç bir kızın sol dikiz aynasına kondurduğu öpücük hoş bir sürprizdi. O aynayı uzun süre yıkamadık. Zaten hiç bakım yapılmamış motor bu süreçte iyice iflas etti ve motor modifikasyonu kararı aldık. Bu amaçla araç tekrar Eskişehir’e götürüldü.

 

Modifikasyon

Ne yaparsak yapalım 75-85 yıllarında kullanılmış olan teknolojinin dışında hiçbir parça ve aksam kullanılmayacaktık. O yıllarda yarışmış ağabeyimin de arkadaşı rahmetli Renç Koçibey’in kullandığı modifiye bir STC-16 vardı. Aracın motoru ve mekaniği Ford olduğundan gerekli bazı parçaların İngiltere’den bulunması imkanı vardı. Bu nedenle elimizde bulunan ve Türkiye’den bulunan parçaların dışında kalan ve mutlaka yeni olması gereken parçaları İngiltere’den getirttik. Motor modifikasyonunda karbüratör olarak Dellorto kullanılmıştır. Buradaki amaç gündelik kullanım sırasında fazla sorun yaşanmamasının hedeflenmesidir. Bilindiği üzere Weber karbüratörler daha fazla sınırda çalışan yapıdadırlar.

Bu modifikasyonun tüm detayları web sitesinde bulunmaktadır. Motor-şasi bağlantısı metal destekli özel yapım burçlarla sağlanmıştır. Bunun sonucu olarak tüm motor sarsıntısı otomobilde hissedilmektedir. Bu modifikasyon sırasında bir kez motor kapağı çatlamış, iki kez sibop kesilmiş bir takım piston kullanılamaz hale gelmiştir. Bu modifikasyonda Mustafa Taştemel ustanın emeği büyüktür.

 

Son Eklentiler

Yurtdışında klasik jant getirtmenin zorlukları bilinir. Bu araca en çok yakışacak olan Minilite jantlar internette satılmakta, ancak durumları hakkında tam ve doğru bilgi sahibi olamadığımız için getirtmeye çekindiğimiz bir dönemde Bursa’da bir arkadaşta 4 adet minilite jant olduğunu öğrendim. Kenan Demircioğlu’nun gönderdiği jantlar Two Gates Wheels firması tarafından 25 sene önce yapılmış jantlardı. Kumlandı, çatlakları kaynaklandı, tornada düzeltildi ve elektrostatik yöntemle boyandı. Spacer imalatını yapan Mustafa Çağlayan kardeşime de teşekkürler. Eksik kalan yüksek basınç ve hız sağlayan yağ pompasının takılmasıyla mekanik modifikasyon tamamlanmış oldu. Kızımız gitti, yerine yaramaz bir oğlumuz daha oldu. Gürültücü, hırçın ancak çok alımlı ve güzel.

 

Web Sitesi Fikri

İnternette de restorasyon projeleri üzerine web siteleri olduğunu biliyordum. Adı www.anadolstc16.com” olan ve sonradan kapanan bir site de beni teşvik etti. STC’nin restorasyonu ve modifikasyon aşamalarının tümünde bol miktarda resim çekmiş ve bazı videolar kaydetmiştim.. Bu kadar dokümanı değerlendirmek için bir site oluşturmaya karar verdim. Bu amaçla nostaljik resimleri temin ettim. Üretim süreci hakkında metinler elde ettim. Bu araçla ilgili yayımlanmış makaleleri buldum ve site adının sadece bu modele ait olmasını düşünerek www.stc-16.org koydum. Uzantısının “org” olması bu sitenin ticari kaygı gütmediğinin baştan bilinmesini sağlayacaktı

Ön hazırlıkları tamamlanan ve ilk şekli verilen site 7.10.2004 tarihinde açıldı. Bir yıl sonra İngilizce bölümü eklendi ve son formatını bir ay ince aldı. Ziyaretçi sayısı 15.000’i geçmiş durumda. Siteye gelen mesajlara yoğun işlerimin arasında fırsat yaratıp mutlaka yanıt veriyorum.

 

STC El Kitabı

Bir otomobilin olmazsa olmaz en önemli parçasıdır el kitabı. O yıllarda otomobil bilgisi ve tecrübesi son derece az insanda vardı. Bu nedenle üreticiler el kitaplarına sadece araç bakımı değil, kullanım konusunda bile detaylı bilgi koyarlardı. Restorasyonunu yaptığımız araç için bulabildiğimiz yegane el kitabı zor okunan bir fotokopi idi.

Nasıl aracın bazı bölümlerini aslına uygun yaptıysak bu el kitabını da matbaadan basılı şekilde yeniden yapmayı düsündüm. İçindeki siyah beyaz resimleri aynı açılardan yeniden çektim. Yazılar yeniden yazıldı ve bilgisayar ortamında el kitabı yeniden oluşturuldu. Baskılarını STC sahiplerine ücretsiz gönderiyorum.

 

Demir Berberoğlu’na Teşekkürler

 Bütün bu sürecin en önemli kişisi tartışmasız Ağabeyim Demir Berberoğlu’dur. Engin otomobil bilgisi, teknik dehası ve estetik zevki bu güne kadar ele aldığı Jaguar, BMW, Ford ve Buggy projeleri gibi Spor Anadol STC-16 restorasyon ve modifikasyonunda kendini bir kez daha kanıtladı. Klasik otomobil tutkusu bizler için yatırım aracı olmaktan çok ötededir. “Yeni araba alırsan kaybedersin, klasik alırsan kazanırsın” sözü bizim yaklaşımımızda geri plandadır. Neredeyse hiçbir parçası sağlam veya orijinal kalmamış bir otomobil yeniden hayata geçirilmiştir. Tüm bu nedenlerle özellikle STC’nin restorasyonu en kıymetli ve en önemli olanıdır.

 

Temennilerim

Bir spor Anadol’u diriltme projesi olan yukarıdaki öykü günümüz gençliğinin popüler kültürün yabancılaştırıcı baskısı altında kendi ülkesinin neler yapabileceğini görmesi için iyi bir fırsattır. Fikirleri hayata geçirmek, kıymetleri korumak ve geliştirmek. Azmetmek, çabalamak ve güzellikleri ortaya çıkarmanın zevkine varmak. Gençlerin enerjisini harekete geçirmek için gerekenler de bunlar değil mi?

 

Metin Berberoğlu

Ocak 2008 Ankara