KARDEŞİMİZ ONUR SELÇUK ANLATIYOR...

    1974-75 yıllarında ben 5-6 yaşındayken teyzemin Erenköy Kaptan Arif sokaktaki evlerinin alt katında bir Anadol servisi vardı. Servisin içindeki yağ kokusu 30 küsur yıl sonra bile burnumdan gitmiyor. Oraya gelen arabalardan dikkatimi çeken sarı ''ucu sivri'' (çocukken spor otomobiller için ucu sivri tanımlamasını kullanırdım) bir araba dikkatimi çekmişti. Koca burunlu ve oyuncak arabalarıma benzeyen bir otomobil...

 

    Ama onun STC olduğunu daha sonra 1978 yazında Moda' da duran mavi renkli arabada STC16 yazısını görünce anladım. Arabayı çok sevdim ve babama araba hakkında sorular sordum. O da bana bayağı detaylı anlattı. Sonra o Anadol servisi 1976 da kapandı. Moda' daki araba da kayboldu. (O otomobili 1979 senesinde Orhan Meriçadalı ağabeyin aldığını yıllar sonra öğrendim.)

O arada gördüğüm bütün STC leri hatırlıyorum. STC ler bana hep çekici ve farklı gelmişti. Bu otomobil bana hep bir avcı jetini anımsatmıştır. Böyle uzaktan sevgiyle ve Anadol ilgime paralel olarak doksanlı yılların ortasına kadar idare ettim. Artık bu arabadan bir tane edinmek istiyordum. Ama zaman geçmiş ve bir çok örnek dejenere olmuş ve deformasyona uğramıştı. Kiminin lambasını kiminin kaportasındaki eklentileri beğenmiyordum. Aslında es geçtiğim şey bu arabaların çok az üretildiği ve  kalan örneklerinin de az sayıda ve satmayacak kişilerde bulunduğu ya da gerek fiyatsal gerekse bulup ulaşabilmenin çok güç olduğuydu.

 

    Bu sırada STC' den umudumu kesmişken ilk sahibinden 69 model bir Anadol edindim. Daha sonra diğer Anadolseverlerle tanışıp çevremden haberdar olur hale geldim. STC ler için bir envanter çalışması yapan Mehmet Ali Dündar arkadaşımız İzmir' de bir STC olduğunu bildirdi ve sahibinin belki satabileceğini söyledi. Turabi beyle bu arabanın belki 5 seneden daha önce çekilmiş resimlerini gördük. Dejenerasyon başlamış ama hala bir STC' ydi. Daha sonra Turabi bey arabanın sahibi Özcan beyle irtibata geçti. Arayışımızdan ve amacımızdan bahsetti. Özcan beyin  oldukça anlayışlı bir o kadar da duygusal bir insan olduğunu gördük. Yine de ÖTV nin revaçta olduğu ve yaşlı otomobillerin birer birer yok olduğu günlerde, arabayı yaşatmak kaygısındaki Özcan beyi ikna etmek çok da kolay olmadı. Bu arada Mehmet Ali bey arabanın biraz daha yeni sayılabilecek (3-4 yıllık) resimlerini gönderdiğinde bile biz bu arabayı adam ederiz diye düşündüm. Arabanın genel durumu dışında iki kat marşpiyer eklenmiş, aşırı şişirilmiş dodikler, ön panjur ve tampon grubu farklı arka tampon grubu ve stop yuvaları farklıydı.

Turabi beyle beraber bu arabayı ortak olarak alıp toparlamak için 3 Aralık 2004 de İzmir' e gittik. Özcan bey bizi karşıladı ve arabayı son yıllarda emanet ettiği akrabasının yanına gittik. STC' yi gördüğümde yüzümün biraz daha ısındığını hissettim. Çünkü resimde gördüğümüzden daha fazla eksiği olan bir arabaydı. Üzerinde STC nin orjinal göstergeleri eksikti.

Hatta Özcan bey STC' yi tasarlayan Sn. Eralp Noyan olarak hatırladığı kişinin kendisine geldiğini ve arabayı restore etmenin çok zor olacağını ifade ettiğini söyledi. Ben burada eğer o kişi Eralp Noyan idiyse artık seçenek fazla kalmadığı için benim geçmişte düştüğüm hataya düştüğünü düşündüm. Ama arabayı almamış olmasına da sevindim.

 

    Arabayı aldık ve Özcan beyle balığımızı da yedik. Özcan bey bizi otele uğurlarken ortam son derece duygusaldı ve bizim şimdilik son bir tur teklifimize çok sevindi. Son bir İzmir Kordonboyu turundan sonra hiç tanımadığımız bir arabanın direkiyonunda 500 km' lik yolculuğa çıktık. Araba çok iyi koşuyordu ve kasanın genel yapısı sağlam ve direksiyonu bile bir çok STC ninkinin aksine orjinaldi. İstanbul' a kadar arabanın bu ilginç görüntüsüyle dikkatli bakışları üzerinde toplar bir biçimde ama sorunsuz olarak ulaştık.

    Önce arabanın devir işlemleri tamamlandı ve 35 CLY 37 olan plakasını da İstanbul plakasına çevirmemiz gerekiyordu. 19 şasi numaralı STC olmasından dolayı  arabaya 34 STC 19 plakasını aldık. Arabayı da Hasanpaşa' da Davut Kahraman ustaya teslim ettik. Yaklaşık 35 yıldır Anadol' la yatıp kalkan Davut usta gözü kapalı motor indirip takabilen bir ustadır. Kendisi ilk başta meşhur Anadol ustası Ülkü Şişlioğlu' nun yanında çalışırken, daha sonra işi devraldı. Önce yürüyen aksamı elden geçirdik. Takılı olan büyük Ascona diferansiyelini orjinal Anadol diferansiyeli ile değiştirdik. Motor ve şanzuman orjinal ve iyi durumdaydı. Yaptığımız tespitte kabin içi ve motor içi bazı izlerden aracın bir dönem roll-cage li ve büyük bir motor takılmak suretiyle kullanıldığını anladık. Keza kaput içindeki değişikliklerden büyük motorun hacmi anlaşılıyordu. Yani en azından bir dönem yarışmış bir Süper Türk Canavarı ile uğraşacaktık.

Biz bir yandan parçaları ayarlamaya çalışırken, bir akşam Gürhan Pizan kardeşimiz elinde bir torbayla Büyükçekmece' den kalkıp Erenköy' e geldi (70 km). Torbanın içinde STC' nin orjinal saatleri tam takım olarak vardı. Onun bu ince jestini ve bizden hiç bir bedel almadan büyük bir içtenlikle yaptığı bu yardımı hiç bir zaman unutamam. 

Yine aynı sıralarda, Silivri yakınlarında hurda bir Escort Mk2 gözüme çarptı. Arabanın üzerinde 70'li yılların ünlü Cromodora marka magnezyum alaşım yarış tipi jantları vardı. Tam takım halindeki jantları alabilmek için arabanın sahibi ile irtibata geçtim ve lastikli 4 jant takmam ve küçük bir meblağ ödemem karşılğında bagajdaki yedeği de dahil 5 jantı bana verdi.

Bu arada en önemli eksikliklerimizden olan ön panjur problemini çözmemiz de ilginç oldu. Biz kara kara düşünürken ve benzersiz bir forma sahip bu parçayı nasıl yaptıracağız derken bir gün Otosan Ford'da yönetici olan Sn. Atilla Argat kendi STC'lerinden birinin panjuru ile çıkageldi. ''Takın güle güle kullanın'' derken inanın bir otomobilin hayata döndürülmesi için bu kadar sevgi ve ilgi görmesi Turabi bey ve beni mest etti.

Daha sonra fiber işlerini halletmek üzere Otosan' ın eski fiber ve kapı asma ustalarından (STC de dahil) Ömer beyi (Ömer hoca) bulup arabayı orjinal çizgileri ile restore etmesini talep ettik. Kendisi işi yıllar önce bıraktığı ve yeri olmadığı için bu konuya sempatik bakmadı. Aslında uzak bir camide müezzinlik yapmaktaydı ve yaşı da altmışını hayli geçmişti. Daha sonra Turabi beyin babası Ender amca ve Davut usta kendisine baskı yapınca işi Ocak ayında yapmayı kabul etti. Önce arabanın üzerindeki kilolarca fazla fiber ve jelkoat söküldü. Orjinal çizgiler ortaya çıkartıldı.

Problemli yerler için de Behmen beyin elindeki ön tampon ve arka çeyrek kalıplarından faydalanıldı. Behmen bey ayrıca STC' sini günlerce atölyede bıraktı. Bursa' dan Erdal Gömügen arkadaşımızın elindeki hurda STC den de arka taraf için faydalandık. Derken fiber işleri bitti ve Şubat ayı sonunda Ömer ağabeyi uğurladık. Şunu belirtmek isterim ki, Ömer usta işi 15 günde bitirmeyi planlarken bizim aşırı titizliğimiz nedeniyle iş bir aydan uzun sürdü.

Bu arada boya için arayış içersindeydik ve işin uğraştırıcı olması ve bizim titizliğimizden dolayı işi yapacak boya ustası bulmakta zorlandık. Sonunda Mart ayında  Hasanpaşa' da Kadir Usta ile anlaştık. Gerçekten de zorlu bir hazırlıktan sonra kendisi 15 günde işi bitirmeyi planlarken 45 gün gibi bir sürede işini bitirmesini sağladık! Ama arabanın sarı rengi ortaya çıkınca bir STC yaptığımızın ve bayağı bir yol katettiğimizin farkına vardık.

Eski Dolapdereli, şu anda Kartal' daki işliğinde sanatını icra eden Zeki Ağabey bize STC nin orjinal stop ve sinyal camlarını hazırladı. Kendisinin hazırladığı camlar bir çok antika otomobile hayat verdi. Hatta yurt dışındaki otomobil kulübü ve müzelerden periyodik olarak siparişler almaya devam ediyor.

Daha sonra Davut ustayla STC' nin motor aksamını bitirdik. Arabanın tüm gitti geldi ve mekanik aksam çalışması Davut beyin çalışmalarıyla oldu. Fren sistemin de Sinan ustayla yeniledik. Bu arada kaportanın siyaha boyanması gereken bölümlerini de Turabi beyle birlikte hazırladık. Bu dönemde bizi çok sevindiren bir haber de Ankara' dan Sn. Metin Berberoğlu'ndan geldi. Arka Anadol ve STC16 yazılarını orjinal olarak yaptırıp bize karşılık beklemeksizin yollamıştı. Paketi açtığımızda sanki bir altın külçesini elimize almışcasına sevindik. Bu arabayı restore ederken orjinaline uygun çalışma yapmak istediğimizden dolayı bu tip parçalar bizim için çok önem taşıyordu.

Bu dönemde Mevlüt ustanın Ümraniye' deki hurdalığını da sık sık ziyaret ederek bazı detay parçalarını edindik. Mekanik parçaların bir kısmının tedarikini de Zeybek Oto ve Şenbaba Otomotiv firmalarından gerçekleştirdik.

Elimizde orjinal bir göğüs paneli olmakla beraber, bu parçayı Turabi beyin okul arkadaşı Sn. Ahmet Özügül lazer kesimle hazırlayıp toz statik boyayla boyatıp bize verdi. Ahmet beyin bazı metal parçaların orjinaline uygun olarak yapılmasında büyük katkısı oldu.

Derken elektrik tesisatı için Otosan' dan emekli ve STC' nin de elektrik tesisatını hazırlayan ''Çamur Bayram'' Bayram Delikanlı usta işe başladı. Yaklaşık 15 gün de tesisat işleri sürdü. Bu arada Mayıs ayına geldik ve arabanın camları Bostancı Doğan Oto Cam firmasında Musa bey ve ekibi tarafından elden geçirildi ve takıldı. Arabanın döşemelerini de orjinaline uygun olarak eski Dolapdere ustalarından şimdi Ümraniye' de çalışan Hüsnü Özenir' e yaptırdık. Kendisi Bayram ve Ömer ustalar gibi altmışlı yaşlarının ortasındaydı. Arabayı tekrar Davut Kahraman ustanın dükkanına getirip finisyon işlerini tamamladık. Davut usta dayanamayıp kendi Anadol'undaki orjinal çerçeveli Anadol STC armasını söküp bizim arabaya taktı. Araba 7. ay sonunda ön panjurunun takılması ve Maslak'taki İlhan Karaca ustaya son ayarları yaptırmamızdan sonra bana sevgili Turabi bey dostumla Boğaz' da küçük bir kutlama yemeği yemek düştü. Daha sonra Sn. Metin Berberoğlu'nun hazırlayıp gönderdiği STC16 el kitabını torpido gözüne koymak da ayrı bir keyifti.

    Anlayacağınız bir klasik otomobil restorasyonu için harcanan paranın yanında, bu araç, ilgi, sevgi ve Anadol STC16' yı yaratan insanların anısına ve emeğine saygı ile yoğrulmuştur. Bu otomobil az sayıdaki kardeşlerinin yanında yerini almış ve ülkemizde bir spor otomobil yapılabileceğinin, bunu yapabilecek insanların varolduğunun ve hayata geri dönüş aşamasında da özveriyle hedefe ulaşılabileceğinin kanıtlarından biri olmuştur.

 

    Bu konuda bize desteklerini ve vakitlerini esirgemeyen tüm dostlarımıza ve ustalarımıza teşekkür eder, şu anda kalan yaklaşık 20 civarındaki STC nin sahipleri tarafından iyi korunması ve orjinaline uygun restore edilmesini  naçizane dilerim.

 

Saygılarımla

 

Onur Selçuk

Sevgili Onur, eline sağlık...Nazar değmesin...